Çanakkale Boğazı Akıntıları

123
Reklam

Çanakkale Boğazı tarih boyunca her zaman askeri açıdan önemli olmuştur. Çanakkale Boğazı, civarındaki bölgeyle birlikte Osmanlı topraklarına 1367 yılında katılmıştır. Fatih Sultan Mehmet Boğazlar’daki geçişleri kontrol altına alabilmek için Rumeli yakasında Kilitbahir’de, Anadolu yakasında Aydos’ta Sultaniye kalelerini yaptırmıştır. Sadrazam Köprülü Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Anadolu yakasındaki Kumkale ve Eceabat’ın 5 km kuzeyindeki Bigalı kalesi önemli diğer kalelerdir. Bunların yanı sıra Çanakkale Boğazı’nın her iki yakasındaki yüksek tepeler Boğaz’ın savunmasını kolaylaştıran doğal oluşumlardır. Osmanlılar zamanında da defalarca Venediklilerin saldırı ve kuşatmalarına karşın Çanakkale Boğazı ele geçirilememiştir.

canakkale-bogazi

Çanakkale Boğazı, Marmara’yı Ege’ye (aynı zamanda Karadeniz’i Ege’ye) bağlayan 65 km uzunluğunda, en derin yeri 106 metre, en dar yeri 1375 metre (Kilitbahir-Çimentepe arası), en geniş yeri 8275 metre (Domuzderesi-Erenköy kıyıları arası) olan bir boğazdır. Çanakkale Boğazı’nın ortasında kuzeyden güneye 50 m derinliğinde oluk biçiminde bir yapı vardır. Bu oluk üzerinde yer yer elips biçiminde derin çukurlar bulunur. Derinlik Nara Burnu önünde 102 metre kadardır. Çanakkale Boğazı’nda iki akıntı vardır. Karadeniz’den gelen, yoğunluğu az olan suyun oluşturduğu üst akıntı ve Akdeniz’den gelen, yoğunluğu fazla olan suyun oluşturduğu alt akıntı. Üst akıntının hızı yaklaşık 5 deniz mili, alt akıntının hızıysa yaklaşık 3 deniz mili kadardır. Üst akıntı Marmara girişinde yaklaşık 20 metrelik bir tabaka halindeyken, Ege çıkışında yaklaşık 10 metrelik bir tabaka halindedir. Boğaz’ın bu iki akıntısı Çanakkale Savaşı sırasında denizaltılar için mayınlar kadar büyük bir sorun oluşturuyordu. Savaş sırasında Boğaz’ı geçmeyi başaran denizaltılarsa, bunu akıntıyı doğru kullanabilmeleri sayesinde gerçekleştirmiştir. İtilaf Devletleri denizaltıları Boğaz’ın geniş yerlerini kıyıdan uzak olması nedeniyle yüzeyden geçerken, dar yerlerini tespit edilmemek için su altından geçmeye çalışmıştı. Osmanlıların kurduğu “Baykuş” adlı gözcülük sistemi savaş boyunca etkin biçimde kullanılmış ve başarı sağlanmıştı. Denizaltılar genelde Boğaz’ı 20-30 metre derinliklerde geçmiş, dip mayınlarının olduğu bölgelerde yüzeye çıkmış, sonra tekrar dalarak dipteki akıntılardan yararlanmıştır. Bu arada başka bir sorun da Karadeniz’den gelen suyun yoğunluyla, 20 metre ve daha altı derindeki Akdeniz’den gelen su yoğunluğu araındaki farktı. Bu yoğunluk farkı 600-700 ton ağırlığa sahip denizaltıları fazladan 1-1.5 ton su almak zorunda bırakıyordu. Denizaltıların yüzeyden dalışa geçerek istenilen derinliğe inmesi için yaklaşık 1 saat gerekiyordu. Boğaz’ı geçerken en az 5-6 defa yüzeye çıkmaları gerekiyordu.

Reklam

Bu konuyla ilgili yorumunuzu yazın