En Yeni İngilizce Fıkralar Ve Türkçe Anlamları
Bu yazımızda siz değerli herayak.com takipcilerine ingilizce fıkra ve türkçe anlamını paylaşıyoruz.İngilizce öğrenen veya öğrenmek isteyenlere inşallah faydamız dokunur.
One of Hodja’s sons is a potter in a nearby village. One day he says:
“Dad
I spent all my money on these pots. If it is sunny and they all dry in time
I’ll be rich. But if it rains
my mum will cry (it is an idiom in Turkish which means to be in distress h to be in a great difficulty)
Then Hodja calls on his elder son who lives in another village. His son says:
“Dad
I spent all my fortune on this farm. If it rains in time
I’ll become rich. But there is drought
my mum will cry.”
Hodja returns home bored. His wife says:
“What happened
Effendi? Why are you sulky today?”
“That is not important. You think of your own case. It doesn’t matter whether it rains or not; one of our sons mother will cry in any case.
Advice:
We should take the necessary precautions beforehand in order to avoid the possible negative effects of coincidences. If one secret of success is “working hard”
the other secret is “taking the necessary precautions in time.”
Birinin anası ağlayacak
Hoca’nın oğullarından biri yakın köylerin birinde çömlekçilik yapıyormuş. Bir gün Hoca yanınagidince :
- “ Baba
bütün paramı şu çömleklere yatırdım”demiş. “ Hava güneşli olurda zamanında hepsikurursa zengin olacağım. Ama yağışlı olursa anam ağlayacak!”
Hoca oradan ayrılıp başka bir köyde oturanbüyük oğluna uğramış.
Oğlu :
- “ Baba
varım yoğum şu tarlada
zamanında rahmet yağarsa zengin oldum gitti. Kuraklık olursa anam ağlayacak” demiş.
Hoca eve canı sıkkın dönmüş.
Karısı :
- “Hayrola efendi
yüzün neden asık” demiş.
- “Benimki bir şey değil” demiş Hoca
“asıl Sen kendi halini düşün. Yağmur yağsa da yağmasa da bizim oğlanlardan birinin anası ağlayacak”.
Öğüt : İşlerimizde gerekli tedbirleri önceden almağa
tesadüflerin etkilerinden olumsuz etkilenmemeğe dikkat edebilmeliyiz. Başarının bir sırrı çok çalışmaksa diğer bir sırrı da işimizin gerektirdiği tedbirleri zamanında almaktadır.
——————————————————-
They ask Hodja:
-“Do you know how to play the stringed instruments?”
-“Yes
I do
” says Hodja.
-“Ok
then. Play it
” they say giving him the stringed instrument. (We call this instrument “saz” in Turkish. It is used to play oriental music.)
Hodja takes the plectrum into his hand and starts striking the strings without striking the frets
and so produces same odd sounds.
-“Oh
Hodja. Do you play the saz like this? You should strike the frets; first and as you strike the strings with the plectrum
notes are produced in accordance with the tune
” they say
-“The ones who cannot find the frets play it like that. I’ve found the fret as soon as I’ve taken the saz into my hand. So why should I lose time trying to find the fret?” says Hodja.
Advice: We should avoid asking irrelevant questions when talking to people. The ascendant generation would call such people “awkward”
Saz Çalmayı Bilirmsin?
Hoca’ya sormuşlar :
- “Saz çalmayı bilir misin?”
- “Bilirim” demiş.
- “Buyur
çal bakalım” diyerek eline bir saz tutuşturmuşlar. Hoca mızrabı almış
perdelere basmadan tellere vurmağa
tuhaf sesler çıkarmağa başlamış.
- “Saz böyle mi çalınır a Hoca?” demişler
“parmaklar perdeler üzerinde gezdirilir
mızrap tellere vuruldukça da sazdan makamlara göre ses çıkar.”
- “ Perdeleri bulamayanlar öyle çalar” demiş
Hoca; “ Ben sazı elime alır almaz perdeyi buldum! Ne diye boşuna gezineyim.”
Öğüt: İnsanlarla konuşurken alâkasız
ilgisiz sorular sormaktan kaçınalım. Eskilerimiz böyle davrananlara “münasebetsiz” derlerdi.
————————————————————
One day Hodja climbs one of the charity trees by the roadside and starts eating some figs. A traveler who is going by calls:
-Halloo! Who are you? What are you doing there?
-“I’m a nightingale” says Hodja.
The man:
-“What a peculiar voice! Does a nightingale sing like this?”
-“What can I do? An inexperienced nightingale sings like this.”Advice: We should protect our charities which are a very good example of Turkish – Islamic culture. We should do something.Acemi BülbülHoca bir gün
yol kenarındaki hayrat ağaçlardan birine çıkmış
incir yemeğe başlamış. Yanından geçen bir yolcu seslenmiş:
- “Hey ! Sen kimsin ? Ne yapıyorsun orada ?”
- “Ben bülbülüm” demiş Hoca.
Adam :
- “Öyleyse öt bakalım” deyince
Hoca karga gibi acayip sesler çıkarmış.
- “Bu ne biçim bülbül sesi yahu”
demiş adam.
“Bülbül hiç böyle mi öter.”
- “Ne yapalım” demiş Hoca
“acemi bülbül bu kadar öter!”Öğüt: Türk – İslâm kültürünün çok güzel bir örneği olan vakıf müessesesini sevelim. Bizim de “bir dikili ağaç dahi olsa” bir vakfımızın olmasına çalışalım.
————————————————–
One day Hodja goes to the Turkish bath. The keepers
of the bath don’t care for him at all. They give him an old and torn bath towel. Hodja doesn’t say anything. When he is leaving the bath
he gives them a generous tip.
When he comes to the same bath a week later
he is served very well this time
but he gives them a very little tip.
The keepers of the bath say:
-
“Effendi
are you giving such a little tip for our great care and respect?
Hodja says:
-
“The tip I’m giving today is for last week’s service. The tip I gave last week was for today’s service.
Advice:
We should have a bath at least once in our public baths which are relics from our ancestors. We should ask and learn about their system.
Hamam Bahşişi
Hoca bir gün hamama gider. Hamamcılar onunla hiç ilgilenmez
eski bir peştamal
yırtık bir
havlu verirler. Hoca sesini çıkarmaz. Hamamdan çıkarken uzatılan aynaya yüklüce bir bahşiş bırakır.
Bir hafta sonra aynı hamama geldiğinde
bu kez büyük ikramlar görür
fakat çıkarken aksine pek az bir bahşiş bırakır.
-“Efendi” der hamamcılar
“gösterdiğimiz o kadar ilgiye
saygıya karşı bu kadarcık mı bahşiş verilir?”
- “Bugün verdiğim
geçen haftanın bahşişiydi” der Hoca
“geçen hafta verdiğim de bugünkü hizmetinizin karşılığıydı. Böylece ödeştik !”
Öğüt: Ecdat yadigârı hamamlarımızda
bir kerecik bile olsa gidip yıkanalım
inceleyelim
sistemini sorup öğrenelim
51 Kişi Bu Konuya Baktı.


0 Yorum
You can be the first one to leave a comment.